Jojoba yağı, Simmondsia chinensis bitkisinin tohumlarından
elde edilen sıvı bir mumdur. Diğer sabit yağlardan farklı olarak, jojoba yağı
aslında bir yağ değil, sıvı bir mum esteridir. Bu özellik, ciltteki doğal yağ
üretimini dengelemeye yardımcı olur ve fazla yağ birikimini engeller.
Cildin doğal sebumu ile kimyasal olarak benzer yapısı
sayesinde, jojoba yağı cilt tarafından hızla emilir ve nem dengesini sağlar.
Yağlı ciltler için bile nemlendirici bir etki sunarak, ciltte fazla yağı
dengeleyebilir. Aynı zamanda antimikrobiyal özelliklere sahip olup, sivilceye
neden olan bakterilerin arındırılmasında destek sağlar. Bu, akneye eğilimli
ciltler için jojoba yağını oldukça faydalı hale getirir.
Jojoba yağının yatıştırıcı etkisi de cilt bakımında önemli
bir rol oynar. Ciltteki kızarıklık, tahriş veya iltihaplanmaları azaltan
anti-inflamatuar özellikleri sayesinde, cildin sakinleşmesine yardımcı olur.
Ayrıca, nemlendirici ve antioksidan özellikleri cildin yaşlanma belirtilerini
geciktirebilir, ince çizgilerin ve kırışıklıkların görünümünü azaltabilir.
Bilimsel çalışmalar, jojoba yağının ciltle uyumunu
destekleyen önemli veriler sunmaktadır. 2005 yılında yapılan bir araştırma,
jojoba yağının sebum üretimini dengelediğini ve ciltteki iltihaplanmayı
azalttığını ortaya koymuştur (Jojoba Oil: A Review of Its Benefits, Journal
of Drugs in Dermatology). Bu, jojoba yağının cildin doğal yapısıyla uyumlu
olduğunu ve cilt sağlığını destekleyici özellikler taşıdığını kanıtlar
niteliktedir. Makaleyi incelemek isterseniz; https://www.minervamedica.it/en/journals/Ital-J-Dermatol-Venereol/article.php?cod=R23Y2013N06A0687 linkini kullanabilirsiniz.
2020 itibariyle hayatınızda daha fazla evden çalışma, online-zoom toplantıları, video görüşmeler, dijital eğitim gibi kavramlar konuşulmaya başladı. Online platformlar erişim için inanılmaz bir araç olabilir - özellikle şu anda, çoğu insan evden çalışırken. Ancak, bu teknolojiyi sıklıkla kullanmaya bağlı olarak istemeden yorgun ve hüsrana uğramış hissedebilirsiniz.
Online toplantılarınızı daha iyi yönetebilmek ve ruhsal olarak kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacak birkaç önerimiz var size,
Evimize aldığımız bitkileri sevmek için sayısız neden bulabiliriz. Bulunduğumuz ortamın havasını temizlemeleri ve stresi azaltmaları, dış mekân hissiyatını hayatımıza katmaları… Aklımıza ilk gelen olumlu etkileridir. Ancak bir diğer taraftan da tabiat anayla iç içe yaşamak için tasarlandıkları düşünülürse, bitkilerimize eğer iç alanda bakıyorsak, onlara iyi davranmaya özen göstermeliyiz. Bu iyi bakma kısmında ise en çok karıştırdığımız ve nasıl yapacağımızı bilemediğimiz konulardan biri de sulamak.
Bitkilerin beslenmesi için bir takım maddeleri havadan ve topraktan alabilmeleri gerekir. Bu beslenmenin en etkili elemanlarından biri de düzenli ve yeterli sulamadır. Öncelikle şunu söyleyebilirim ki, haftada bir bilmem kaçta bir gibi rivayetlere kanmayınız. Her bitki türünün ihtiyaçları farklı olabilirken bu ihtiyaçlar doğrultusunda sulama alışkanlıkları da şekilleniyor. Sulama mevsimlere göre değişken olmalıdır. Bitkilerin yaz aylarında duydukları su ihtiyacı ile kış aylarındaki su ihtiyacı bir olmuyor ne yazık ki. Bitkinin bulunduğu(yani yaşadığınız) iklim koşullarından, toprak seçimi ve evdeki konumu gibi durumlara göre sulama sıklığı da değişebiliyor. Sulama oldukça ciddi bir iştir. Bitkiniz fazla sulandığı zaman kök ve yapraklarında çürümeler meydana gelebilirken, yeteri kadar sulanmadığında ise dal ve yapraklar kuruyabileceği gibi köklerde de kırılmalar olabiliyor.
Dikkat etmemiz gereken unsurlardan bir diğeri de saksı seçimimiz olmalı. Saksınızın altı delikse, altından su çıkana kadar sulayabilirsiniz ama önemli olan bu noktada toprağınızın kuru olmasıdır. Yani bitkinizi kurudukça sulayabilirsiniz. Toprak saksılar suyu emer ve bu da kuruma hızını arttırır. Altı delik olmayan ve fazla suyu çekmeyen saksı seçimlerinizde bitkinizi sulama sıklığınızı azaltmanız gerekir.
Saksı bitkilerinde sulama yaparken sulama kabı kullanmak ve suyun dinlendirilmesinin bitkiler bakımından daha doğru olduğunu düşünenlerdenim. Yani sulama miktarımızın sabit olması ve çeşmeden aldığımız suyun direkt olarak bitkiye verilmemesi gerekiyor. Çünkü içinde bulunan klor miktarı bitkilerimizi oldukça kötü etkiliyor. Birkaç saat dahi olsa suyun dinlendirilmesi gerekiyor.
Hemen hemen bitkilerin büyük bir çoğunluğu güneş ışığına ihtiyaç duyar. Bol güneş ışığı alan bitkilerin toprakları daha hızlı kurur bu da sulama sıklığını ve su miktarını arttırabilir. Yani sonuç itibari ile her bitkinin sulama alışkanlığını bu detaylara dikkat ederek oluşturmak bitkinizle daha uzun ve sağlıklı vakit geçirebilmenizi sağlar. Risk almak istemezseniz eğer altı delik toprak saksılarda yanlış yapma ihtimaliniz daha düşüktür.
SEHER YILMAZ
Sevgilerimle
Merhaba, bugün herkesin çok sevdiği bu güzel canavardan bahsedelim diyorum, Monstera Deliciosa yani bildiğimiz Devetabanı. Büyük delikli yapraklarıyla oldukça estetik görüntüler veriyor. Geçtiğimiz on yılda unutulmuş olsa da son zamanlarda epey moda oldu.
Bitkinin de modası olur muymuş demeyin, oluyor valla. Kendisi Güney Amerika’nın yağmur ormanlarından kalkıp evlerimize ve ofislerimize girmeyi başardı. Aslında bir sarmaşık türü ve canavar gibi büyüdüğü için adı Monstera :) Peki bu canavara nasıl bakacağız evde, nasıl büyütüp çoğaltacağız? Aslında oldukça kolay bir bakıma sahip. Bakımı kolay dedik fakat kimilerimizin de yapmaması gereken bir takım hatalar yaptığını görüyoruz. Başlıca yapılan hatalardan biri ise bakımı hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadan güzelliğine aldanarak alınması. Gelin hep birlikte bu güzelliğin bakımı hakkında bilgi edinelim. Edinelim ki sonucunu düzeltemeyeceğimiz sorunlara yol açmayalım. Aslında diğer iç mekan bitkiler gibi yazın toprağı kuru kalmayacak şekilde (abartmadan) sıkça sulayabilirsiniz. Filtreli güneş ışığı ve aydınlık alanlarda çok daha hızlı büyüyor ve ışığa doğru yöneliyor. Bu arada direkt musluk suyu değil de biraz dinlendirilmiş su vermenizi tavsiye ederim. Çoğaltma işlemini soracak olursanız, bazen ordan burdan kırdığım bir dal, bazen de kendi bitkilerimi çoğaltmak adına suda köklendirme yöntemini deniyorum. Nerdeyse hepimizin evinde bulunan devetabanı çoğaltmak çok kolay. Biçimsiz büyümüş veya çok fazla büyümüş devetabanlarından bir sürü yeni minik yavru devetabanları oluşturabiliriz. Önce bitkinin kesilecek dalını belirleyin ve gövdesine yakın kısmından budama makası ile kesin. Bu şekilde bitki toprağa tutunmak için kendine yeni kökler çıkarır. Haftada bir gün suyunu değiştiriyoruz. Temiz su kullanmaya özen göstermeliyiz çünkü klorlu su bitkilerimize iyi gelmeyecektir. Küçücük bir dalın suyun içinde her geçen gün ne kadar kök saldığını görerek büyütmek ayrı bir zevk. Kökler iyice güçlenince toprağa dikmek gerekiyor ve bu kökler biraz diğerlerine göre tembel olabiliyorlar. Suyun içinde büyüdükleri için susuzluğa tahammülleri daha az oluyor diğerlerine nazaran. Saksıdaki drenajı iyi sağladığınız taktirde bir tık daha sık sulamakta fayda var. Yine bolca aydınlık yerlerde suyun içinde bile yeni yapraklar vermelerine çok şahit oldum. Bitkinizi illa toprakta yetiştirmek zorunda değilsiniz. Hem de görsel olarak bence daha farklı ve estetik bir görüntü sağlanabiliyor böyle. Her konuda olduğu gibi bu konuda da çok bilen birileri illa ki çıkar. “Onu yapmazsan olmaz”, “şu tarihte yaparsan olmaz” lar ile ilgilenmeyin. Ben bu işlemi bahsettikleri değişim tarihlerinde yapmadım. Ev ısısı yaz kış belli bir düzeyde zaten benim çiçeğim büyümeye başladı.
Sevgilerimle,
Seher Yılmaz
Urbaneco Ekibi
Astroloji ve kokular, kişisel gelişimin anahtarlarıdır. Hikaye, Eski Mezopotamya, Mısır, Yunan ve Roma dönemlerinde astroloji ve bitkisel tedavilerin kullanılmasıyla başlıyor. Orta Çağ Avrupa'sında astroloji, genellikle tıp pratiğiyle iç içe geçmiş, şifacıların gezegenlerin ve yıldızların sağlık üzerindeki etkilerini anlamak için bitkisel özleri ve yağları kullanmaları oldukça yaygınmış. Örneğin, astrolojik etkileri dengelemek amacıyla belirli bitkisel yağların ve özlerin kullanılması söz konusuymuş.
Astrolojide bilindiği üzere sekiz gezegen vardır: Plüton, Mars, Venüs, Merkür, Ay, Güneş, Jüpiter ve Satürn.
Zodyağın ilk burcu olan Koç, Mars tarafından yönetilir ve harekete geçiren, teşvik eden, savaşçı ve cesaretli yapısıyla öne çıkar. Paçuli, bu dinamik ve odunsu kokusuyla Mars gezegenini çok iyi tanımlar. Bu güçlü kombinasyon aynı zamanda değişim ve dönüşüm ile ilgilidir; çünkü paçuli yeniden doğuşu simgeler. Mars enerjisini çalıştırmak, size para ve aşk getirebilir; çünkü Mars, işimizdeki ve hayatımızdaki eril enerjileri de anlatır.
Bir sonraki burç, konforuna düşkün Boğalar’dır ve Venüs tarafından yönetilirler. Venüs, astrolojide aşk, uyum, denge, romantizm ve güzellik ile ilişkilidir. Roma mitolojisinde aşk ve güzellik tanrıçasıdır. Aromaterapide bu özellikleri sağlayan yağ, itırdır. Itır, cilt, güzellik ve bakım ürünlerinde yaygın bir şekilde kullanılır ve huzur verici, romantik, dengeli ve hoş bir koku olarak bilinir. Venüs ve itır arasındaki bağlantı, her ikisinin de dişil enerjiyi yansımasıdır.
Zodyağın en çok iletişim kuran ve en pratik zekalı burcu İkizler, Merkür tarafından yönetilir. Merkür, iletişim, düşünce süreçleri, öğrenme ve zihinsel aktivite ile ilgilidir. Nane uçucu yağının aromaterapide zihinsel netlik ve enerji artışı için kullanıldığını biliyor muydunuz? Nane, sağladığı zihinsel netlik sayesinde Merkür’ün hızlı ve etkili ifade yönüne mükemmel bir destekleyici olabilir. Yaratıcı projelerde nane yağı ile yapılan aromaterapi uygulamaları, düşünce süreçlerini canlandırabilir.
Yengeç burçları, haritalarımızda annelik ve kadın figürlerini temsil eden Ay gezegeni tarafından yönetilir. Yengeç burcunu en iyi tanımlayan koku ylang ylang’dır. Ay, duygusal dünyamızı ve bilinçaltımızı simgeler; ylang ylang ise rahatlatıcı, besleyici ve afrodizyak etkisiyle Ay’ın özelliklerini taşır. Ayın evrelerinde meditasyon ile kullanıldığında, ruhsal huzur sağlar.
Aslan burcu, parlama, yükselme ve liderliği temsil eder; bu enerjiyi Güneş gezegeni yönetir. Güneş, yaşam enerjisi demektir ve portakal uçucu yağı da bu enerjiyi çok iyi yansıtır. Bu kombinasyon, neşe, yaratıcı ifade ve kendini ifade etme arzusunu güçlendirir.
Başak burçları, Merkür tarafından yönetildikleri için nane uçucu yağı ve limon uçucu yağının özelliklerinden faydalanabilirler. Nane ve limon, zihni açar ve ferahlama sağlar.
Terazi burçları ise estetik özellikleriyle öne çıkar ve Venüs tarafından yönetilir. Venüs-ıtır kombinasyonu, Terazi burçlarının doğasını destekler.
Akrep burcu, Plüton tarafından yönetilir ve gizemli bir doğası vardır. Plüton, geçiş yaptığı her yeri dönüştürür ve karanfil uçucu yağı, Plüton’un dönüştürücü özelliğini en iyi tanımlar. Karanfil, bitkisel şifa dünyasında sevgi, tutku ve ruhsal denge ile ilişkilendirilir.
Yay burcu, iyimser ve enerjik yapısıyla Jüpiter tarafından yönetilir. Tarçın uçucu yağı, canlandırıcı ve sıcak etkisiyle bu burcun özelliklerini taşır. Tarçın, zihni açar ve başarı için olumlu bir zemin hazırlar.
Oğlak burcu, disiplinli ve çalışkan yapısıyla Satürn tarafından yönetilir. Biberiye, bu kombinasyonu destekleyerek verimliliği artırabilir.
Son olarak, Kova burcu, yenilikçi ve devrimci yapısıyla Uranüs tarafından yönetilir. Okaliptus uçucu yağı, Uranüs’ün yenilikçi ve canlandırıcı doğasını temsil eder.
Zodyağın son burcu Balık, sezgisel ve yaratıcı yapısıyla Neptün tarafından yönetilir. Lavanta, yatıştırıcı ve rahatlatıcı özellikleriyle Neptün ile ayrılmaz bir ikilidir.
Özetle, uçucu yağları gezegenlerle birleştirdiğimizde hayatımızın birçok alanında kolaylık ve değişim getirebiliriz. Şans, bolluk, bereket, sağlık, aşk ve paranın aktif edilmesi gereken enerjiler olduğunu unutmamalıyız. Uçucu yağlar, bu enerjileri çalıştırmamıza yardımcı olur. Yıldızların ve bitkilerin sunduğu şifalardan hayat yolculuğunuzda yararlanmanız dileğiyle.
Urban Aromatherapy yağlarında kullandığımız üç bitkinin bakımını evlerimizde rahatlıkla sağlamak mümkün.
Lavanta, karanfil ve gül bakımı için neler yapmanız gerekiyor gelin hep birlikte göz atalım.
LAVANTA BAKIMI
Evinizde saksıda lavanta bakımı yapabileceğinizi biliyor musunuz? Eğer lavanta bakımı için belli koşulları tam olarak sağlayabilirseniz harika bir sonuç elde edebilirsiniz. Bunun için en önemli noktaların başında verimli bir toprak, ideal bir saksı ve kaliteli bir tohuma ihtiyacınız olacak.
Lavanta, güneşi çok sevdiği için güneşli bir ortamda bakımı sağlanmalıdır. Mart-Mayıs ayları arasında havanın ısınmaya başladığından emin olduğunuz zaman aralığında dikimini gerçekleştirebilirsiniz. Eğer tohum bulunduğu koşulları severse lavantanız çiçeklerini haziran veya temmuz aylarında açmış olacaktır.
Lavanta çok fazla suya ihtiyaç duymaz. Sadece toprakla buluştuğunda ilk suyunu vermek çok önemlidir. Toprağının nemli olması ve ayrıca asit dengesi bitkinin gelişiminde büyük rol oynamaktadır. Yine toprağın mineral yönünden zengin olmasıda önemlidir.
Saksıda lavanta bakımı için saksı boyutunu büyük seçmek gerekir. Çünkü kökleri uzun olduğu için derin olmayan saksıda iyi gelişim gösteremeyecektir. Yine mutlaka saksının tabanında birden fazla hava deliği olmasına dikkat edilmelidir.
Tohumların sağlıklı gelişebilmesi için saksıda çıkan yabani otlar mutlaka temizlenmelidir. Kökleri ve yaprakları geniş olan lavanta, ekim sırasında çevresinde biraz boşluk ister. Tohumları ise en az 3 cm derine yerleştirmelisiniz.
Ev içerisinde güneşin bol olduğu, aydınlık bir ortamda bakım sağlanmalıdır. Çok nemli toprak sevmediği için belli periyotlarla sulama yapabilirsiniz.Haftada iki defa bir kahve fincanı kadar su verebilirsiniz. Yılda 1 defa olacak şekilde ya ilkbaharda ya da sonbaharda saksı ve toprağı yenileyebilirsiniz.
Aralık ayı sonları veya mart başında lavantanın tepesinde kalan yaprakları keserek daha gür çiçeklerin oluşmasını sağlayabilirsiniz. Böylelikle tüm oksijen köklere kadar inecektir ve bitki daha sağlıklı gelişmeye devam edecektir.
KARANFİL BAKIMI
Akdeniz bölgesinde yaşayan ılıman ve sıcak iklim seven bir bitkidir. 80’den fazla cinsi olduğu bilinen karanfile ait 2000 kadar alt türe sahiptir.
Karanfil tohumunu nisan ayında 3-4 cm aralıklarla dikmeniz gerekir. Filizlenme başladıktan hemen sonra başka bir saksıya aktarılmalıdır.
Karanfil, kireçli toprakları çok sever. Toprağın humus miktarı arttırılırsa daha sağlıklı gelişir. Toprağının nemli olmasını ister. Gölge yerleri çok sever. Gün içinde yarı güneş alabileceği yerlerde de yaşamaya devam eder. Dış mekan bakımında daha sağlıklı gelişim gösterir. Hava delikli ve drenajı iyi bir saksıda bakılması bitki kök sağlığı için önemlidir.
Karanfil için yine ortamın sıcaklığı çok önemlidir. Bitkinin gelişiminde önemli rol oynamaktadır.
Karanfilin çiçekleri solmaya başladığında mutlaka bir makas yardımıyla kuruyan çiçekler temizlenmelidir.
GÜL BAKIMI
Gül bakımını evde yapmak istiyorsanız derin ve geniş bir saksı tercih etmelisiniz. Ayrıca drenajı iyi olan toprak ve alt tabanı birden fazka hava deliğine sahip bir saksı kullanmalısınız. Saksı değişimi yaz döneminde iki yılda bir olmalıdır.
Gül yetiştirmek için toprağın killi ve gübreli olması gerekir. Toprağını ilkbahar ya da sonbaharda değiştirebilirsiniz.
Gül bitkisi hava akımından, farklı cisme temastan, aşırı sıcak-soğuk ortamlardan hemen etkilenir. Bu tür ortamlarda bakılmamalıdır. Korunaklı bir yere konumlandırılmalıdır.
Gül, tomurcuk verdiği dönemlerde güneşten gün içinde 5-6 saat faydalanması gerekir. Böylece tomurcuklar sağlıklı bir şekilde çiçeklerini açmış olacaktır.
Gülün hemen yanında çıkan yabani otlar düzenli olarak temizlenmelidir. Temizlenmezse bitki gelişimini etkileyen bazı sorunlarla karşılaşabilirsiniz
Gül bakımında düzenli olarak yılda bir defa vitamin takviyesi yapmak bitkinin bağışıklığını kuvvetlendirecektir.
Naz Irmak Saf
UrbanEco Ekibi