2020 itibariyle hayatınızda daha fazla evden çalışma, online-zoom toplantıları, video görüşmeler, dijital eğitim gibi kavramlar konuşulmaya başladı. Online platformlar erişim için inanılmaz bir araç olabilir - özellikle şu anda, çoğu insan evden çalışırken. Ancak, bu teknolojiyi sıklıkla kullanmaya bağlı olarak istemeden yorgun ve hüsrana uğramış hissedebilirsiniz.
Online toplantılarınızı daha iyi yönetebilmek ve ruhsal olarak kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacak birkaç önerimiz var size,
Merhaba, bugün herkesin çok sevdiği bu güzel canavardan bahsedelim diyorum, Monstera Deliciosa yani bildiğimiz Devetabanı. Büyük delikli yapraklarıyla oldukça estetik görüntüler veriyor. Geçtiğimiz on yılda unutulmuş olsa da son zamanlarda epey moda oldu.
Bitkinin de modası olur muymuş demeyin, oluyor valla. Kendisi Güney Amerika’nın yağmur ormanlarından kalkıp evlerimize ve ofislerimize girmeyi başardı. Aslında bir sarmaşık türü ve canavar gibi büyüdüğü için adı Monstera :) Peki bu canavara nasıl bakacağız evde, nasıl büyütüp çoğaltacağız? Aslında oldukça kolay bir bakıma sahip. Bakımı kolay dedik fakat kimilerimizin de yapmaması gereken bir takım hatalar yaptığını görüyoruz. Başlıca yapılan hatalardan biri ise bakımı hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadan güzelliğine aldanarak alınması. Gelin hep birlikte bu güzelliğin bakımı hakkında bilgi edinelim. Edinelim ki sonucunu düzeltemeyeceğimiz sorunlara yol açmayalım. Aslında diğer iç mekan bitkiler gibi yazın toprağı kuru kalmayacak şekilde (abartmadan) sıkça sulayabilirsiniz. Filtreli güneş ışığı ve aydınlık alanlarda çok daha hızlı büyüyor ve ışığa doğru yöneliyor. Bu arada direkt musluk suyu değil de biraz dinlendirilmiş su vermenizi tavsiye ederim. Çoğaltma işlemini soracak olursanız, bazen ordan burdan kırdığım bir dal, bazen de kendi bitkilerimi çoğaltmak adına suda köklendirme yöntemini deniyorum. Nerdeyse hepimizin evinde bulunan devetabanı çoğaltmak çok kolay. Biçimsiz büyümüş veya çok fazla büyümüş devetabanlarından bir sürü yeni minik yavru devetabanları oluşturabiliriz. Önce bitkinin kesilecek dalını belirleyin ve gövdesine yakın kısmından budama makası ile kesin. Bu şekilde bitki toprağa tutunmak için kendine yeni kökler çıkarır. Haftada bir gün suyunu değiştiriyoruz. Temiz su kullanmaya özen göstermeliyiz çünkü klorlu su bitkilerimize iyi gelmeyecektir. Küçücük bir dalın suyun içinde her geçen gün ne kadar kök saldığını görerek büyütmek ayrı bir zevk. Kökler iyice güçlenince toprağa dikmek gerekiyor ve bu kökler biraz diğerlerine göre tembel olabiliyorlar. Suyun içinde büyüdükleri için susuzluğa tahammülleri daha az oluyor diğerlerine nazaran. Saksıdaki drenajı iyi sağladığınız taktirde bir tık daha sık sulamakta fayda var. Yine bolca aydınlık yerlerde suyun içinde bile yeni yapraklar vermelerine çok şahit oldum. Bitkinizi illa toprakta yetiştirmek zorunda değilsiniz. Hem de görsel olarak bence daha farklı ve estetik bir görüntü sağlanabiliyor böyle. Her konuda olduğu gibi bu konuda da çok bilen birileri illa ki çıkar. “Onu yapmazsan olmaz”, “şu tarihte yaparsan olmaz” lar ile ilgilenmeyin. Ben bu işlemi bahsettikleri değişim tarihlerinde yapmadım. Ev ısısı yaz kış belli bir düzeyde zaten benim çiçeğim büyümeye başladı.
Sevgilerimle,
Seher Yılmaz
Urbaneco Ekibi
Evlerimizi temizlerken aslında kirlettiğimizin farkında mısınız? Çamaşır suyu, güçlü kir ve yağ çözücüler kullanıp evimizi mikroplardan arındırdığımızı düşünürken, yerlerine, bize mikroplardan daha fazla zarar veren kimyasallar koymuş oluyoruz. Bu risk mutfaklarda daha da tehlikeli bir hal alıyor, çünkü kimyasalları temas ettikleri gıdalarla birlikte de vücudumuza almaya başlıyoruz. Peki, başka bir temizlik mümkün mü? Elbette mümkün! Gelin mutfakta doğal, zehirsiz temizlik nasıl olur biraz konuşalım.
Mutfakta doğala dönüş inanın düşündüğünüzden daha kolay. Başlangıçta, kimyasal birikmiş tabak çanağınız, belki buğulu lekeler bırakabilir, ancak zamanla biriken kimyasal kalıntılarını attıkça, o eski günlerindeki parlaklığı geri kazanacaktır. Tezgahınız, buzdolabınız ve işin sonunda vücudunuz da tertemiz olacaktır. Ve nihayetinde, hem kendinize hem de gezegene iyi geleceksiniz.
Ceren Özcan Tatar
Yazının başlığı size garip gelmesin, yıllardır kime sorsam (kendim dahil) parfüm denilince ilk akla gelen şehir Grasse-Fransa. Sizce hangisi? Dünya parfüm üretiminin de %60'ından fazlası bu memlekette gerçekleşiyor desem peki. Vay canına! dediniz değil mi? Şahsım ve kendi adıma ben de öyle düşünüyordum taa ki Vedat Ozan'ın Kültürler kitabına başlayana kadar. Bu aralar parfüm ve kokunun geçmişi ilgimi çekiyor ve kendimi koku kitaplarına adadım. Kokunun tarihçesinin de Fransızlara değil İtalyanlara uzanan bir hikaye olduğunu öğrenince de sizinle paylaşmak istedim. Gelin size Vedat Bey'in kaleme aldığı satırları özetleyeyim.
Fransa'yı hoş kokuyla tanıştıran İtalyan asıllı, Floransalı bir kraliçe olan Catherine de Medicis ve onun karanlık parfümcüsü Renato Bianco aslında. Hikayeyi uzun uzun anlatmayacağım, fırsatınız olursa muhakkak okuyun, kitap su gibi akıyor. Neyse gelelim konumuza. Kraliçe Caterina 1500'lerde, güçler savaşının arasında kalmış bir genç kız iken, amcası tarafından evlendirilmek üzere İtalya'nın mis kokulu şehirlerinden Paris-Fransa'nın leş gibi kokan sokaklarına gönderiliyor. Bu arada unutmadan Caterina-Renato'nun ilişkisinden de bahsetmek istiyorum. Caterina ellerini beğenmeyen ve günümüzde "opera eldiveni" diye bilinen eldivenlerden sürekli takan bir hanımefendi ve Renato'da deri kokusunu bastırmak için hoş kokulu eldivenler üreterek Caterina'nın gardrobunun vazgeçilmezi olan bir parfümcü. Bu arada Caterina evlendiğinde resmi parfümcüsü olarak Renato'yu da yanında götürüyor.
Renato Bianco, inanılmaz hırslı ve ticarete de hayli kafası çalışan biri olsa gerek ki Caterina'ya koku hazırlamanın dışında Paris'te açtığı dükkanında da çok sayıda ürün satmaya başlıyor ve ünü artıyor.
Peki neden Grasse parfümün başkenti? Kraliçe Caterina ve Renato Grasse'ye bir ziyaret gerçekleştiriyor. Provence bölgesinin doğal güzelliklerine hayran kalıp burada bir yağ damıtma atölyesi kurulması talimatı veriyor ve koku formülleri burada geliştiriierek ilerliyor. Biraz hap bilgi gibi oldu ama gerçekten kitabın hikayesini kopyala yapıştır yapmayı içime sindiremedim. Muhakkak okumanızı tavsiye ediyorum.
Bu hikayede beni en çok etkileyen konulardan biri de farklı dil, din, mezhep ve ırklardaki insanların evlilikleriyle kültür geçişlerini mümkün kılması ve hatta yeniden evrilmesini sağlaması. Koku da İtalya'da başlayıp Fransa'da gelişmiş aslında. Kim bilir İtalya'ya da hangi simyacı bu alışkanlığı kazandırmış belkide Arap yarımadasına uzanan bir öğretisi var onunda. Zamanında vücudunu yıkamayı bile gereksiz bulan bir kültürün buna günümüzde bu kadar sahip çıkıyor olması da dikkat çekici.
Günümüz parfüm endüstrisi sırtını sentetik kokulara yaslamış olsa da aromaterapi ile tanıştıktan sonra hayatımdan ilk çıkardığım ürünlerden biri de sentetik içeren parfümlerim oldu. Güzel koktuğumuzu düşünüp kendimizi iyi hissetmeye çalışırken alerjileri tetikleyen, kanserojen etkisi ve hormonlarımızın çalışma düzenini negatif etkileyen etkileri göz ardı etmemeliyiz. Parfüm konusu hem temizlik ürünlerinde, deterjanlarda hem de kozmetik ürünlerimizin içinde de yer alıyor. Malesef temizliğin kokusu yoktur, kozmetiklerde de parfüme ihtiyacımız yoktur. Uçucu yağlarla kendimize hazırlayabileceğimiz şifalı rollon larla kendinize minik parfümler hazırlayabilirsiniz. Üstelik en sevdiğiniz uçucu yağlar ile. Sahi, sizin en sevdiğiniz kokular neler? Benim favori üçlüm Bergamot, Lavanta ve Günlük.
Bitkileri yatak odasında tutmanın en büyük faydalarından biri iç mekan hava kalitesini iyileştirme yeteneğine sahip olmalarıdır. İç mekan bitkileri, terleme sırasında su buharı yayarak nem seviyelerini korumaya ve bazı durumlarda artırmaya yardımcı olur. Ve oksijen ve nem yaymanın yanı sıra bitkiler, birçok havalı hava temizleme makinesine benzer şekilde negatif iyonlar üretir. Negatif iyonlar, havadaki toz, küf sporları, bakteriler ve alerjenler gibi partiküllere tutunur ve bunları etkili bir şekilde giderir.
Negatif iyonların varlığının da psikolojik sağlığı, üretkenliği ve genel refahı artırdığı gösterilmiştir. Bazı yaygın ev bitkileri, formaldehit, trikloretilen, ksilen, toluen ve benzen gibi iç mekan hava kirleticileri doğal olarak filtreleyerek hava kalitesi kontrolünde bir adım daha ileri götürür.
Ev bitkilerinin faydalarından biri sahip oldukları sakinleştirici etkisidir. Bir ev bitkisinin uyku miktarınızı artırabileceğine dair bilimsel bir kanıt bulunmasa da, daha hızlı uykuya dalmanıza ve daha uzun süre uykuda kalmanıza yardımcı olabilirler
Pothos sarmaşığı (Epipremnum aureum)
Pothos, muhtemelen büyümesi en kolay ev bitkisidir. Parlak, kalp şeklinde yaprakları ve birkaç metre uzunluğa kadar büyüyebilen asma gövdeleri vardır. Orta ila parlak ışığı tercih eden Pothos, aslında sulamalar arasında toprağının biraz kurumasını tercih eder.
Kurdele Çiçeği
Anneniz veya büyükanneniz bu klasik ev bitkisini 70'lerde yetiştirmiş olabilir. Ancak bugün hala evinizde bir yerde konumlanması gereken bitkilerden biridir. Çizgili yaprakları, mis kokulu çiçekleri ve ürettiği yavrularla sizi mutlu eden nadir bitkilerden biridir.
Kauçuk Bitkisi (Ficus elastica)
Büyük parlak yapraklara sahiptir. Orta ila parlak ışık sever. Nemden hoşlanan bir bitkidir. Budama ihtiyacı hissederseniz kesilince çıkan yapışkan özünü parmaklarınızdan uzak tutmak için bahçe eldivenleri giymeye çalışın.
Difenbahya
Bu bitkinin gösterişli iri yaprakları vardır. Ancak içindeki öz, mukoza zarlarını tahriş edebilen kristaller içerir. Yeşillikleri çiğnemekten hoşlanan bir evcil hayvanınız varsa bakım sağlama konusunda düşünmenizi öneririz. Çünkü toksiktir. Aksi takdirde, yalnızca orta miktarda filtrelenmiş ışığa ihtiyaç duyan, genellikle bakımıyla üzmeyen bir bitkidir. Toprağı hafifçe nemli tutun, ancak asla ıslak bırakmayın.
Dantelli Ağaç Philodendron (Philodendron bipinnatifidum)
Bu muhteşem bitkinin bakımıda kolaydır. Narin, lacivert kenarları olan devasa yapraklara sahiptir. Daha küçük olduğunda dik formda gelişir. Ancak büyüdükçe yayılıcı bir forma bürünür. Philodendron'a orta derecede ışık sever ve toprak kurudukça sulaması yapılır.
Dracaena (çeşitli türler)
Birkaç farklı dracaena türünün havayı temizlediği ve arındırdığı kanıtlanmıştır. Orta ila parlak dolaylı ışık ve hafif nemli tutulan topraklarda yaşamayı sever.
NAZ IRMAK SAF
Günümüzde iç mekan dekorasyonunda yeşil dostlarımıza çokça yer veriliyor. Fakat bitkilerin dekoratif bir aksesuar olmadığını belirtmekte fayda var. Belki de bitki bakımında yapılan en büyük hata onlara dekoratif bir obje gibi davranıp istediğimiz yere konumlandırma isteği desek pekte yalan olmaz. İşte yanlışta tam olarak bu şekilde başlıyor. Yine bitkiyi tanımadan satın almakta en büyük hatalardan biri.
Peki bu yanlışları nasıl düzeltebiliriz? Doğru ve uygun bitkiyi nasıl anlarız? Evimiz için uygun bitkiyi nasıl belirleyebiliriz? Gelin hep birlikte bu soruların cevabını öğrenmeye başlayalım. Bugüne kadar hiç bitki bakımı yapmadıysanız öncelikle en kolay bitkiye sahip olup bitki bakımına başlayabilirsiniz. Sizi üzmeyecek ve dilini kolay anlayabileceğiniz bitkilerle bu yolculuğa adım atarsanız yavaş yavaş bitki dilini çözmeye başlayacak ve dereceli olarak bitki koleksiyoncusu olarak yolunuza devam edeceksiniz. Çünkü bir bitkiye bakabildiğinizi gördükçe merak duygunuzla birlikte, daha fazla bitkiye sahip olma isteğinizde otomatikman artacaktır. Yalnız şimdiden uyarıyoruz. İleride yeşil dostlarınız tüm evi ele geçirebilir.
Evinizi tanımadan bitki satın almamalısınız. Evinizin cephesi aslında size hangi bitkileri satın alabileceğiniz hakkında güzel bir ipucu sağlar. Doğu cephesi mi, Güney cephesi mi ya da evinizin hangi odası öğle güneşine uzun süre maruz kalıyor? gibi soruların cevaplarını bitki satın almadan önce belirlemekte fayda var. Çünkü bakımını bilmeden sadece görünüşü için satın aldığınız bitki evinizin cephesinden dolayı mutlu olamayacak ve kısa süre sonra size veda edecektir. Aydınlık olmayan bir ortamda sırf koltuğun yanında güzel durduğu için satın alınan, aslında bol aydınlık ortamda yaşamayı seven bir bitki ne yazık ki kısa süre sonra sizlere veda edecektir. Kısacası bitkilerinizi nasıl konumlandırmanız gerektiğine yeşil dostlarımız karar verebilir. Son söz onların.
Evinizde mutlu olacak bitki türünü belirledikten sonra satın alacağınız bitkinin türü, ailesi, doğal ortamı hakkında kısa bir araştırma yapmalısınız. Gerekli araştırmayı yaptıktan sonra bitkiniz için uygun saksı ve toprak karışımı hakkında mutlaka bilgi sahibi olmalısınız. Bitkileri iç mekanda daha güzel sunabilmek adına dekoratif saksılar daha çok kullanılmaktadır. Fakat bitki bakımında saksı seçimi de çok önemlidir. Özellikle alt tabanında birden fazla hava deliği olan saksılar tercih etmeniz bitkinizin kök sağlığı açısından çok önemlidir. Hava deliksiz bir saksıda sık sulama nedeniyle drene olamayan su, dip toprağın çamurlaşmaya başlaması nedeniyle çürüme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Bu nedenle mutlaka hava delikli saksı kullanmayı unutmayın!
Bir diğer en önemli konumuzda toprak seçimi. Aslında bitki türlerine göre uygun toprak karışımı kullanmanız çok önemli bir konu. Bitkilerin türüne uygun toprak karışımı hazırlamanız daha sağlıklı gelişimlere şahit olmanızı sağlayacaktır. Kendi toprak karışımınızı oluşturabileceğiniz gibi hazır karıştırılmış olarak satılan toprakları da tercih edebilirsiniz. Eğer satın alınan bitkinin istisnai bir sulama isteği yoksa toprak nemi kontrol edilerek sulama rutini oluşturmalısınız. Islak toprak üzerine sürekli yapılan sulamalar bitki sağlığını tehdit altına sokacaktır. Sulama suyu mutlaka oda sıcaklığında dinlendirilmiş olmalıdır. Yine sulama yaparken saksı yüzeyi eşit ıslanacak şekilde gerçekleştirilmeli, bitki bir anda suya boğulmamalıdır. Saksı altından akan su gözlendikten sonra bitki yerine alınmalıdır. Bitki türüne göre bazı bitkiler yaprak ve gövdeleriyle sulanmak isterken kimi sadece toprağın sulanmasını ister. Bitki bakımı baktığınız türe göre değişiklik göstersede bitkiler için en önemli şey onlara doğal ortamındaki şartları sunmaya çalışmaktır. Eğer doğru bakım koşullarını sağlayabilirseniz bitkilerinizde bir o kadar mutlu ve sağlıklı gelişim gösterecektir.
Sevgilerimle
Naz Irmak Saf
Urbaneco Ekibi